42. Ulusal Gastroenteroloji Haftası’nda halk sağlığı uyarıları
Türk Gastroenteroloji Derneği tarafından Antalya’da düzenlenen 42. Ulusal Gastroenteroloji Haftasında karaciğer yağlanması, obezite, reflü, bağırsak sağlığı, safra taşları ve proton pompa inhibitörleri gündeme getirildi. Kongre 25-30 Kasım tarihlerinde gerçekleştirildi ve etkinlik sonunda düzenlenen basın toplantısında alanın önde gelen isimleri görüşlerini paylaştı.
Kongre ve katılımcılar
Kongre başkanlığını Prof. Dr. Dilek Oğuz yürüttü; toplantıya hekimler, endüstri temsilcileri ve gastroenteroloji hemşirelerinden oluşan bin 440 katılımcı katıldı. Türkiye’den yaklaşık 300 bilim insanı konuşmacı olarak yer alırken, Amerika, Brezilya, Avrupa ve Hindistan’dan gelen 20 uluslararası bilim insanı da programa katkı sundu. Basın toplantısına Türk Gastroenteroloji Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Ayhan Hilmi Çekin başkanlık etti.
Karaciğer yağlanması: Sessiz ama yaygın
Prof. Dr. Dilek Oğuz karaciğer yağlanmasının geldiği boyutu vurgulayarak “Her dört yetişkinden birinde karaciğer yağlanması var” ifadelerini kullandı. Oğuz, hastalığın çoğu zaman belirti vermeden ilerlediğini; işlenmiş gıdalar, şekerli ürünler, hareketsizlik ve stresin etkili olduğunu, çocukluk çağında obezite artışının da geleceğe yönelik bir risk oluşturduğunu aktardı. Erken tanının basit kan testleri ve ultrasonografi ile mümkün olduğu, Akdeniz tipi beslenme ve vücut ağırlığının yüzde 7-10 oranında azaltılmasının bu süreci tersine çevirebileceği belirtildi.
Obezite: Toplumsal bir sorun
Prof. Dr. Mehmet Cindoruk obezitenin yalnızca bireysel değil toplumsal bir sorun olduğuna dikkat çekerek, dünyada bir milyardan fazla obez birey bulunduğunu ve Türkiye’de nüfusun yaklaşık yüzde 30unun obez olduğunu, bazı çalışmalarda bu oranın yüzde 40a kadar çıktığını belirtti. Cindoruk, “Türkiye’de obezitede Amerika’yla hemen hemen aynıyız” diyerek obezitenin karaciğer kanseri dahil pek çok hastalık için önemli bir risk faktörü olduğunu ifade etti. Medikal ve endoskopik tedavilerin yanı sıra doğru beslenme ve fiziksel aktivitenin gerekliliği vurgulandı.
Safra taşları: Genellikle sessiz, bazen ciddi
Prof. Dr. Mehmet Asıl, safra taşlarının yaygın olduğunu, obezitenin tek risk faktörü olmadığını, kırklı yaşlardaki ve çok doğum yapmış kadınlarda daha sık görüldüğünü söyledi. Taşların çoğunun sessiz seyredebildiği ancak semptom verdiğinde şiddetli karın ağrısı, hazımsızlık ve bulantı gibi bulgularla acil duruma dönüşebileceği bildirildi.
Antibiyotik kullanımı ve bağırsak mikrobiyotası
Prof. Dr. Özlen Altuğ bağırsak sağlığının bağışıklık, metabolizma ve kanser riski üzerinde belirleyici olduğunu ifade etti. Altuğ, özellikle kontrolsüz antibiyotik kullanımına dikkat çekerek, “İdrarda yanma hissedip annemizden veya komşumuzdan alınan bir antibiyotiği beş gün kullandığımızda bağırsaklardaki yararlı bakteri dengesi altı ay boyunca bozuluyor” uyarısında bulundu. Lifli gıdalar, fermente ürünler, probiyotik ve prebiyotik kaynaklar ile yaşam tarzı değişikliklerinin önemine işaret etti.
Reflü ve yaşam kalitesi
Prof. Dr. Altay Çelebi gastroözofageal reflü hastalığının Türkiye’de toplumun her 4-5 kişisinden birini etkilediğini belirtti. Reflünün mide yanması, ağza asit gelmesi gibi şikâyetlerle kendini gösterdiği; obezite, beslenme ve hareketsiz yaşamın reflü sıklığını artırdığı vurgulandı. Uzun süren veya alarm bulguları olan hastaların hekime başvurması gerektiği hatırlatıldı.
Proton pompa inhibitörleri (PPİ): Kanıta dayalı değerlendirme
Prof. Dr. Salih Boğa PPİ’lerin asit ilişkili mide hastalıklarında yıllardır etkili ve güvenilir şekilde kullanıldığını belirtti. Medyada yer alan bazı iddiaların gözlemsel çalışmalara dayandığını, 2024’te yapılan genetik temelli araştırma dahil kapsamlı çalışmaların PPİ kullanımının bunama veya kronik böbrek hastalığı riskini artırdığına dair güçlü kanıt sunmadığını aktardı. Boğa, doğru doz ve süreyle hekim kontrolünde kullanıldığında PPİ’lerin güvenli kabul edildiğini söyledi.
Özetle, kongrede uzmanlar karaciğer yağlanması, obezite, gereksiz antibiyotik kullanımı, safra taşları, reflü ve PPİ’lerin güncel kanıtları konusunda uyarılarda bulundu ve koruyucu hekimlik ile yaşam tarzı değişikliklerinin önemini vurguladı.
TÜRK GASTROENTEROLOJİ DERNEĞİ’NİN ANTALYA’DA DÜZENLEDİĞİ 42. ULUSAL GASTROENTEROLOJİ HAFTASI’NDA KARACİĞER YAĞLANMASI, OBEZİTE, REFLÜ, BAĞIRSAK SAĞLIĞI, SAFRA TAŞLARI VE MİDE İLAÇLARININ KULLANIMI BİLİMSEL VERİLERLE ELE ALINDI. KONGRE BAŞKANI PROF. DR. DİLEK OĞUZ, "HER DÖRT YETİŞKİNDEN BİRİNDE KARACİĞER YAĞLANMASI VAR" DERKEN, TGD ÖNCEKİ DÖNEM BAŞKANI PROF. DR. MEHMET CİNDORUK "TÜRKİYE’DE OBEZİTEDE AMERİKA’YLA HEMEN HEMEN AYNIYIZ" İFADESİNİ KULLANDI. KONGRE SEKRETERİ PROF. DR. ÖZLEN ALTUĞ İSE, "İDRARDA YANMA HİSSETTİĞİMİZDE DOKTORA GİTMEK YERİNE ANNEMİZDEN YA DA KOMŞUMUZDAN BİR ANTİBİYOTİK ALIP BEŞ GÜN KULLANIRSAK, BAĞIRSAKLARIMIZDAKİ YARARLI BAKTERİ DENGESİ TAM ALTI AY BOYUNCA BOZULUYOR" SÖZLERİYLE GEREKSİZ ANTİBİYOTİK KULLANIMINA DİKKAT ÇEKTİ.