Şok diyetlerin böbreklere ve vücuda zararları
Sosyal medya ve internet ortamında hızla yayılan şok diyetler, kısa sürede kilo vaat etse de sağlık açısından ciddi riskler taşıyor. Çok düşük kalorili, yüksek proteinli ve sıvı alımı yetersiz uygulamalar özellikle böbrekler başta olmak üzere birçok organın fonksiyonunu olumsuz etkileyebiliyor.
Şok diyetlerin yapısı ve kısa vadeli etkileri
Bu diyet modelleri genellikle çok düşük kalori, yüksek protein, karbonhidratın çok düşük veya bazen sıfır olduğu ve sıvı alımının yetersiz kaldığı beslenme düzeniyle karakterize ediliyor. Bu koşullarda tartıda hızlı düşüş gözlenebilir; ancak kaybedilen çoğunlukla yağ değil, vücuttaki su ve kas kitlesidir. Uzun süreli açlık benzeri durumlar metabolizmanın yavaşlamasına, halsizlik ve soğuk hissetmeye neden olur; diyet sonlandıktan sonra kilo geri alma eğilimi artar (yo-yo sendromu).
Böbreklere ve elektrolit dengesine etkiler
Doç. Dr. Nadir Alpay bu diyetlerin böbrekler üzerindeki yükünü detaylandırıyor. Yüksek protein alımı vücutta azot içerikli metabolik artıkların, üre, kreatinin ve asit miktarının artmasına yol açar. Artan metabolik artıkların temizlenmesi böbreklerin iş yükünü artırır, filtrasyon kapasitesi düşer ve gizli böbrek hastalıklarının ortaya çıkma riski yükselir. Tansiyon ve şeker hastalarında veya ailesinde böbrek hastalığı, böbrek kistleri ve böbrek taşı öyküsü olan kişilerde bu etki daha belirgin ve erken dönemde görülebilir.
Karbonhidrat azalmasıyla vücuttaki su hızla atılır; az sıvı tüketimi ile birleştiğinde kaybedilen kilo çoğunlukla sudur. Susuzluk böbreklerin en ciddi düşmanı olup idrarı koyulaştırır, böbrek içi kristalleşmeyi ve böbrek taşı oluşumunu hızlandırır, özellikle sıcak havalarda akut böbrek yetmezliği riskini artırabilir. 70 kg bir insanın yüzde 60’ı yani 42 litresi sudur; su hem böbrekler hem de tüm vücut fizyolojisi için hayati önem taşır.
Şok diyetlerde genellikle çok protein, az lif ve az kalsiyum alınması vücutta asit yükünü artırır; idrarın asidik hale gelmesi kalsiyum oksalat ve ürik asit taşları ile gut hastalığı riskini yükseltir. Hızlı kilo kaybı sırasında sodyum, potasyum, kalsiyum ve magnezyum dengesi bozulabilir. Bu dengesizlikler kalp ritim bozuklukları, böbrek kanallarında hasar, kas krampları ve güçsüzlük, bulantı-kusma, bilinç bulanıklığı veya daha ciddi beyin ödemi tablolarına yol açabilir.
Diyetisyen uyarıları ve uzun vadeli sonuçlar
Türk Böbrek Vakfı adına görüş bildiren Diyetisyen Gökçen Efe Aydın, insanların kısa sürede hedeflenen kiloya ulaşma isteğinin sıklıkla sağlık bilincini geri plana ittiğini vurguluyor. Diaita kökenli geleneksel yaklaşımın; beslenme, hareket, uyku ve ruh hâlini içeren bütüncül düzenleme olduğunu; günümüzde bunun yerini ani kısıtlamalara bıraktığını belirtiyor. Şok diyetler kısa vadede umut verse de vücut su ve kas kaybeder, metabolizma yavaşlar, verilen kilolar genellikle geri alınır ve sürekli tekrarlandığında kalıcı kilo artışı ve hormonal dengesizlikler gelişebilir.
Aydın, son yıllarda trend hâline gelen yüksek protein tüketimi ve düzensiz, eksik beslenme tarzının böbrekler üzerindeki yükü artırdığını; uzun dönemde böbrek fonksiyonlarında bozulma ve kronik böbrek hastalığına zemin hazırlayabileceğini ifade ediyor.
Sonuç
Şok diyetler kısa vadede hızlı sonuçlar sunsa da böbrekler ve diğer organlar açısından çeşitli ve ciddi riskler barındırır. Dengeli beslenme, yeterli sıvı alımı ve uzman yönlendirmesi ile planlanan kalıcı yaklaşımlar sağlığı korumada daha güvenlidir.
NEFROLOJİ UZMANI DOÇ. DR. NADİR ALPAY