Her dört damla sudan biri musluğa ulaşamadan kayboluyor
İklim kriziyle birlikte artan kuraklık, İzmir’de yalnızca yağış azalmasıyla değil, dağıtım altyapısındaki yüksek kayıplarla da su sıkıntısına yol açıyor. Yaşar Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Kutay Yılmaz, kuraklığın kalıcı bir risk haline geldiğini ve su kaynaklarının iyi yönetilmesinin zorunlu olduğunu belirtiyor.
Kayıp-kaçak oranları ve uygulanan önlemler
Su Konferansı kapsamında düzenlenen "Kentlerde Su" oturumunda konuşan İZSU Genel Müdürü Gürkan Erdoğan, kurumun kayıp-kaçakla mücadelede ilerleme kaydettiğini açıkladı. Erdoğan, kent genelindeki kayıp-kaçak oranının %25,80, kent merkezinde ise %24,80 seviyelerine gerilediğini ve son bir yılda yaklaşık %2,3 iyileşme sağlandığını bildirdi. Gece yapılan kontrollü kesintilerin bu düzeye katkı sağladığı ifade edildi.
Kuraklık; geçici yağışsızlık değil, yapısal risk
Kutay Yılmaz İzmir'deki hidrolojik kuraklığın yalnızca geçici yağış eksikliği olarak görülmemesi gerektiğini vurguluyor. Buna göre kuraklık; yağışların mevsime yayılmaması, kısa süre içinde yoğunlaşması ve toprağa yeterince sızmadan yüzey akışıyla denize ulaşması sonucunda baraj ve yeraltı su rezervlerinin sürdürülebilir biçimde yenilenememesi anlamına geliyor. Bu durum aynı zamanda taşkın ve sel risklerini de artırıyor.
Uzun vadeli su güvenliği için atılması gereken adımlar
Yeni kuyular açmak veya havzalar arası su transferi gibi kısa vadeli uygulamalar rahatlama verse de kalıcı çözüm sağlamayabilir. Kutay Yılmaz uzun vadede; yağmur suyu hasadı, konut ve sanayide su verimliliğinin artırılması, tarımda daha az su tüketen tekniklerin yaygınlaştırılması ve deniz suyunun arıtılarak kullanımı gibi bütüncül politikaların gerekli olduğunu belirtiyor. İzmir’de bazı yeni binalarda uygulanan çatıya düşen yağmur suyunun depolanması örneği iklim uyumunda fayda sağlıyor ancak tek başına yeterli değil.
Ayrıca Türkiye genelinde toplam su tüketiminin yaklaşık %70’inin tarımda kullanıldığı, birçok Avrupa ülkesinde bu oranın yaklaşık %25 civarında olduğu hatırlatılıyor. Bu nedenle damla sulama ve suyu verimli kullanan tarımsal tekniklerin yaygınlaştırılması önem taşıyor.
Sonuç olarak İzmir için iklim uyumlu, sürdürülebilir su yönetimi ve altyapı iyileştirmeleri birlikte ele alınmazsa, yaşanan kuraklık ve kayıp-kaçak sorunları kentte su güvenliğini tehdit etmeye devam edecek.
İKLİM KRİZİYLE BİRLİKTE DERİNLEŞEN KURAKLIK, İZMİR’DE YALNIZCA AZALAN YAĞIŞLARLA DEĞİL, ALTYAPIDAKİ YÜKSEK SU KAYIPLARIYLA DA KENTİ SUSUZ BIRAKIYOR.